Genç girişimcilikte yeni dönem
Ayşe İşçi
Ekonomi politikalarında bazen destekler tamamen kaldırılmaz; şekil değiştirir. Son dönemde genç girişimcilere yönelik düzenlemeler de tam olarak bu çerçevede değerlendirilmelidir. Kamuoyunda çoğu zaman “genç girişimci desteği kaldırıldı” şeklinde ifade edilen değişiklik, aslında iki farklı alanı kapsayan bir ayrışmayı beraberinde getirmiştir.
Bir tarafta Bağ-Kur prim desteği sona ermiş, diğer tarafta ise gelir vergisi yönünden sağlanan genç girişimci istisnası yürürlükte kalmıştır. Bu ayrımı doğru okumadan yapılan değerlendirmeler, sahadaki gerçek tabloyu tam olarak yansıtmamaktadır.
Yasal Çerçeveden Baktığımızda ; Ne Kaldırıldı, Ne Devam Ediyor?
Genç girişimcilere yönelik Bağ-Kur prim desteği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yer alan hükümle uygulanıyordu. Bu düzenleme sayesinde belirli yaş şartlarını sağlayan ve ilk defa kendi adına faaliyete başlayan gençlerin bir yıl süreyle Bağ-Kur primleri Hazine tarafından karşılanıyordu.
Yapılan son kanuni değişiklikle bu hüküm yürürlükten kaldırıldı. 01.01.2026 itibariyle ,sosyal güvenlik mevzuatı açısından genç girişimciler için prim ödeme yönünden herhangi bir ayrıcalık kalmadı. Bugün itibarıyla yaş şartı, ilk defa işe başlama gibi kriterler Bağ-Kur primi açısından artık bir sonuç doğurmuyor.
Buna karşılık, Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan genç girişimci kazanç istisnası devam ediyor. Genç girişimciler, belirlenen şartları taşımaları halinde üç yıl boyunca belirli bir tutara kadar olan kazançları üzerinden gelir vergisi ödemiyorlar.
Vergi tarafında destek sürüyor, sosyal güvenlik tarafında ise destek sona ermiş durumda.
Vergi İstisnası Neden Yeterli Olmuyor?
Kağıt üzerinde bakıldığında gelir vergisi istisnası önemli bir avantaj gibi görünebilir. Ancak sahada durum biraz farklı işliyor.
Gelir vergisi, kazanç elde edildiğinde doğan bir yükümlülüktür. Oysa Bağ-Kur primi, kazanç olsun ya da olmasın her ay düzenli olarak ödenmesi gereken sabit bir giderdir. Bu nedenle genç girişimci açısından Bağ-Kur priminin etkisi çok daha erken ve çok daha ağır hissedilmektedir.
Bir başka ifadeyle;
Vergi istisnası, iş tutmaya başladıktan sonra anlamlıdır.
Bağ-Kur primi ise, iş tutmadan önce girişimcinin karşısına çıkan ilk maliyet kalemidir.
Bu yüzden Bağ-Kur desteğinin kaldırılması, gelir vergisi istisnasının devam ediyor olmasıyla tam olarak telafi edilememektedir.
Genç Girişimcileri Ne Bekliyor?
Bugün Sakarya’da, Adapazarı’nda bir genç şahıs işletmesi kurduğunda tablo şöyledir:
– İşe başlar başlamaz Bağ-Kur tescili yapılır
– Aylık prim borcu doğar
– Gelir elde edilmese bile bu borç devam eder
– Ödenmeyen primler gecikme zammı ile büyür
Kira, muhasebe ücreti, stopaj, enerji giderleri derken Bağ-Kur primi artık girişimcinin ilk yıldaki en temel yüklerinden biri haline gelmiştir. Bu durum, özellikle küçük sermayeyle yola çıkan gençler için ciddi bir planlama ihtiyacını beraberinde getirmektedir.
Hazine Açısından Bakıldığında
Hazine yönünden bakıldığında, Bağ-Kur prim desteğinin kaldırılması doğrudan ve ölçülebilir bir tasarruf anlamına gelmektedir. Her yeni girişimciyle artan prim yükünün kamu bütçesi üzerindeki etkisi azaltılmıştır.
Gelir vergisi istisnasının devam ettirilmesi ise, devletin tamamen destekten vazgeçmediğini; ancak desteği nakit çıkışı gerektirmeyen, dolaylı bir alanla sınırlamayı tercih ettiğini göstermektedir.
Bu yaklaşım, kamu maliyesi açısından daha kontrollü bir destek modeline işaret etmektedir.
Burada asıl mesele, bütçe disiplini ile girişimcilik ekosistemi arasındaki dengeyi kurabilmektir. Vergi istisnası önemli bir adımdır; ancak sosyal güvenlik primleri gibi sabit giderler karşısında tek başına yeterli olmayabilir.
Gençlerin girişimci olmasını teşvik ederken, onları daha ilk yıl yüksek sabit maliyetlerle karşı karşıya bırakmamak, işletmelerin kalıcılığı açısından büyük önem taşır.
Bugün gelinen noktada genç girişimcilik tamamen desteksiz değildir; ancak desteklerin ağırlık merkezi değişmiştir. Vergi avantajı korunurken, sosyal güvenlik yükü girişimcinin kendi sorumluluğuna bırakılmıştır.
Bu yeni dönemde genç girişimcileri bekleyen en önemli konu, maliyet bilinci ve güçlü bir başlangıç planlamasıdır. Aynı zamanda, bu boşluğu dengeleyecek yeni destek ve yönlendirme mekanizmalarının önemi de her geçen gün artmaktadır.
Gençlerin üretime katıldığı, ayakta kalabildiği ve büyüyebildiği bir ekonomi, yerel kalkınmanın da en sağlam temelidir. Bu dengeyi gözeten her adım, uzun vadede toplumun tamamına katkı sağlayacaktır.
