Gelir–Gider Uyumsuzluğu: KOBİ’lerin , Esnafın ve İhracatçıların Önündeki Sessiz Risk
Ayşe İşçi
Son dönemde KOBİ’ler, esnaf ve ihracatçılar en çok bankaların gelir–gider uyumsuzluğu nedeniyle koyduğu blokelerden şikâyetçi durumda. Vergi Usul Kanunu, MASAK mevzuatı, BDDK kararları ve SGK uygulamaları iş dünyasını kayıt dışılıkla mücadeleye zorlarken; işletmelerin nakit akışı bu süreçte ciddi şekilde etkileniyor.
Türkiye’de iş dünyasının en büyük sermayesi güven ve nakit akışıdır. Ancak bankaların son yıllarda sıkılaştırdığı denetimler, işletmelerin bu akışını zaman zaman sekteye uğratabiliyor. Özellikle KOBİ’ler, esnaf ve ihracatçılar, gelir–gider uyumsuzluğu gerekçesiyle hesaplarına konulan blokeler nedeniyle ciddi mağduriyet yaşamaktadır.
Mevzuata bakıldığında bu uygulamaların dayanağı çok güçlü:
Vergi Usul Kanunu (VUK md. 370) işletme kazançlarının beyanla uyumlu olmasını zorunlu kılıyor.
5549 sayılı MASAK Kanunu ve tebliğler, ticari profille uyuşmayan işlemleri şüpheli kabul ediyor.
BDDK kararları, bankalara risk yönetimi kapsamında ticari hesaplarda sıkı kontrol talimatı veriyor.
SGK uygulamaları, bildirilen primlerle hesap hareketleri arasındaki farkı incelemeye alabiliyor.
KOBİ’lerin ve ihracatçıların yaşadığı en büyük sıkıntı, ticari hayatın sürekliliğinin bloke nedeniyle aksaması. Mal alımı, maaş ödemeleri, ihracat bedelleri zamanında karşılanamayabiliyor.
Çözüm önerisi olarak; işletmelerin düzenli muhasebe kayıtları tutması, yüksek tutarlı işlemlerde bankayı önceden bilgilendirmesi ve SGK primleriyle banka çıkışlarını uyumlu hale getirmesi gerekiyor diyebiliriz.
Sonuç olarak baktığımızda; Blokeler iş dünyası için sadece bir güvenlik önlemi değil, aynı zamanda ticaretin sürekliliğini riske atan bir faktör durumunda . Burada denetim ve ticari hayat arasında sağlıklı bir denge kurulması gerekmektedir.
Gelir–Gider Uyumsuzluğunun Sadece Kobiler, Esnaf Ve İhracatçı Açısından Değil , Vatandaşın Günlük Hayatındaki Etkisi İse;
Emekli, memur ya da öğrenci… Bugün sıradan vatandaş bile bankalarda gelir–gider uyumsuzluğu gerekçesiyle bloke sorunuyla karşılaşabiliyor. MASAK, VUK, BDDK ve SGK düzenlemeleri vatandaşın hesabına giren her parayı mercek altına alıyor.
Bankacılık sisteminde son yıllarda en çok konuşulan konulardan biride, vatandaşların hesaplarına gelir–gider uyumsuzluğu gerekçesiyle bloke konulması. Ev alırken yakınınızdan aldığınız destek parası hesabınızda bloke edilebiliyor.Emekli vatandaş birikimlerini çocuklarına aktarmak istediğinde banka inceleme başlatabiliyor.Öğrencilerin yurt dışından gelen eğitim destekleri bile zaman zaman şüpheli işlem sayılabiliyor.Tümü, gelir profiliyle uyumsuz bir hareket olduğunda bankayla karşı karşıya kalabilmektedir.
Hukuki çerçeveden baktığımız zaman:
Vergi Usul Kanunu, gelir ile hesaba giren meblağ arasında uyumsuzluk olması halinde vergi incelemesine yol açabiliyor.
MASAK mevzuatı, şüpheli işlemleri bankalara bildirim yükümlülüğü getiriyor.
BDDK düzenlemeleri, bankalara riskli işlemlerde hesabı geçici olarak dondurma hakkı tanıyor.
SGK, bildirilen gelirle hesap hareketleri arasında fark görürse inceleme başlatabiliyor.
Vatandaşın en büyük sıkıntılarından birtanesi de bilgilendirme eksikliğidir. Bloke sebebi net olarak açıklanmadığında güven kaybı oluşuyor. Bu durumda yapılması gereken; yüksek tutarlı işlemler öncesinde bankaya bilgi vermek, paranın kaynağını belgelemek ve gelir beyanlarıyla hesap hareketlerini uyumlu tutmaktır.
Sonuç olarak; Gelir–gider uyumsuzluğu denetimleri, kara para aklama ve kayıt dışılıkla mücadelede önemli olmasına rağmen , sıradan vatandaşın mağdur olmaması için süreçlerin hızlı, şeffaf ve anlaşılır olması gerekliliği kaçınılmazdır.
