Gündem Adapazarı

Devlet de Mükellef de Nefes Almak İstiyor

Ayşe İşçi

Devlet de Mükellef de Nefes Almak İstiyor

 

Bugün bu yazıda şunu söyleyebiliriz;

Devletin alacağı kutsaldır ama tahsil edilemeyen alacak, sadece kâğıt üzerindeki rakamdan ibarettir. Bugün vergi dairelerinin, SGK’nın, Hazine’nin bilançolarında yazan ama fiilen tahsil kabiliyeti kalmamış milyonlarca dosya var. Son günlerde Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulan ve kamuoyunda “beyaz sayfa” olarak anılmaya başlanan düzenleme, tam da böyle bir eşikte gündeme gelerek, bu noktaya dokunuyor.

Bu düzenlemenin amacı;“anaparayı kurtaralım, dosyayı kapatalım” mantığıyla kurgulanmış olarak karşımıza çıkarken borçlu mükellefler açısından da birikmiş olan borçların en azından borcun kendisinden fazla olan gecikme faizi ve zamlarından kurtulmak , ana parayı ise taksitlendirmek suretiyle bu borç yükünden kurtulmak olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Faiz Devletten, Nefes Mükelleften

 

Düzenlemenin en kritik yanı çok net:

Borç ne kadar eski olursa olsun, anapara ödenirse gecikme faizi ve zamlar yüzde 100 silinmesi öngörülüyor.Yerine, mükellefin lehine olacak şekilde Yİ-ÜFE bazlı çok sınırlı bir güncelleme gelmesi planlanıyor.

Yani bu şu demek; yıllardır borcun kendisinden daha büyük hâle gelen faiz yükü tarihe karışmış olacak.

Bu sadece mükellef için değil, Hazine için de rasyonel bir tercih. Çünkü bugüne kadar tahsil edilemeyen faizlerden vazgeçilip, hiç tahsil edilemeyen anaparanın tahsili hedefleniyor.Kağıt üzerinde var olan borcun tahsil kabiliyetinin düşük olması nedeniyle ,tahsil edebilmek adına katlanılan maliyetlerin fazla olması da göz önünde bulundurursak bu tercih Hazine açısından oldukça rasyonel bir tercih.

280 Bin TL Eşiği:  Hem Psikolojik ve Hem de Mali Bir Hat

280.000 TL sınırı teknik olduğu kadar psikolojik olarak ta bir eşik.Bu tutarın altında borcu olanlar için:

-Teminat yok, haciz yok, başvuruyla birlikte takipler duruyor.

Özellikle küçük ve orta ölçekli esnaf için bu madde, sadece mali değil psikolojik bir rahatlama anlamına geliyor. Çünkü piyasada borcun kendisinden çok, haciz korkusu ticareti kilitliyor. Bunun yanı sıra itibar kaygısı da cabası.

Küçük Borçlarda Radikal Temizlik

Taslakta yer alan maddeye göre; vergi dairelerine olan 5.000 TL altındaki ve 31 Aralık 2025’ten önce vadesi dolmuş borçların başvuruya gerek kalmadan tamamen silinmesi, kamu maliyesi açısından da önemli bir mesaj içermektedir.

Yani Devlet diyor ki:

“5 bin liralık dosya için 10 bin lira takip masrafı yapmayacağım.”

Bu, mali disiplin değil;bir mali akıldır.

Ödeme Planı Ve Taksit Seçenekleri !

Peşin ödeyebilen için neredeyse bulunmaz bir fırsat var:

Faiz zaten siliniyor, üstüne Yİ-ÜFE’nin de %90’ı gidiyor.

Ama asıl güçlü tarafı, 48 aya kadar uzanan taksit seçeneği. Bu, borcu ödemek isteyen ama nakit akışı sıkışık olanlar için gerçekçi bir yol haritası sunuyor.

Peki Risk Nerede Diyecek Olursak?

Her yapılandırmanın iki riski vardır:

1.           “Nasıl olsa yine af çıkar” beklentisi

2.           Düzenli ödeyenin kendini değersiz hissetmesi

Bu yüzden bu tür düzenlemelerin tek seferlik olduğu net biçimde anlatılmalı ve eş zamanlı olarak denetim ve tahsilat mekanizması güçlendirilmelidir.

Son Söz olarak şunları ifade edebiliriz;

Bu düzenleme bir lütuf değil, karşılıklı bir uzlaşmadır.

Devlet alacağını makul yoldan tahsil etmeye, mükellef de geçmişin yükünü sırtından indirmeye çalışıyor.

Ekonominin bu kadar sıkıştığı bir dönemde, borcu affetmek değil, borcu ödenebilir hâle getirmek en gerçekçi çözümdür.

Eğer Meclis süreci beklendiği gibi tamamlanırsa, Şubat ayında başvuruların başlaması öngörülüyor. Böylelikle borç yükü altında olan küçük ve orta ölçekli esnaf için nefes alma zamanı, Hazine için ise tahsil kabiliyeti düşmüş alacakların ek maliyete katlanmadan tahsil edilebilirlik düzeyini artırmak suretiyle gerek dosyaları kapatmak gerekse kaynak sağlamak açısından önem arz ediyor.