Asgari Ücrette Rakamlar Değişirken Yük Kimin Üzerinde Artıyor?
Ayşe İşçi
2026 yılı için belirlenen asgari ücret tutarları, yalnızca çalışanların eline geçen net ücret açısından değil; işverenlerin katlandığı toplam maliyet, SGK prim indirimlerinin etkisi ve ücret–enflasyon dengesi açısından da dikkatle değerlendirilmelidir. Açıklanan tablolar, bu ilişkinin teknik boyutunu açık şekilde ortaya koymaktadır.
2026 yılı itibarıyla brüt asgari ücret 33.030 TL, net asgari ücret ise 28.075,50 TL olarak hesaplanmıştır. Çalışan açısından bakıldığında; SGK primi (%14) ve işsizlik sigortası primi (%1) kesintileri sonrası net tutar tüm sektörlerde aynıdır. Bu noktada önemli olan husus, işveren maliyetinin sektör ve teşvik durumuna göre ciddi şekilde farklılaşmasıdır.
SGK Prim İndirimlerinin İşveren Maliyetine Etkisi
Paylaşılan üç ayrı tabloda işveren maliyetleri şu şekildedir:
SGK prim indirimi uygulanmayan işveren:
Toplam maliyet 40.874,63 TL
Diğer sektörler (%2 prim indirimi):
Toplam maliyet 40.214,03 TL
İmalat sektörü (%5 prim indirimi):
Toplam maliyet 39.223,13 TL
Burada dikkat çeken husus, brüt ücretin sabit olmasına rağmen yalnızca SGK işveren primi oranındaki farklılığın, işverenin aylık maliyetinde 1.651,50 TL’ye varan bir fark yaratmasıdır. Yıllık bazda bu tutar yaklaşık 20.000 TL seviyesine ulaşmaktadır.
Bu fark, özellikle işçilik yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler açısından istihdam kararlarını doğrudan etkileyen bir unsurdur.
Net Ücret Sabit, Dolaylı Etki Kaçınılmaz
Teknik olarak bakıldığında; SGK prim indirimleri çalışanın net ücretini artırmamaktadır. Ancak mali müşavirlik pratiğinde iyi bilinir ki, işveren üzerindeki her maliyet artışı doğrudan veya dolaylı şekilde işçiye yansır.
Bu yansıma çoğu zaman şu alanlarda görülmektedir:
Ücret artışlarının sınırlı tutulması
Yan hakların daraltılması
Prim, ikramiye ve sosyal desteklerin azaltılması
Yeni personel alımlarında temkinli davranılması
Dolayısıyla SGK prim indirimleri, yalnızca işveren lehine değil; kayıtlı istihdamın korunması ve mevcut çalışanların istikrarı açısından da kritik bir araçtır.
2025 Yılı ile Karşılaştırıldığında; Nominal Artış – Reel Denge
2025 yılı asgari ücret tutarı ile karşılaştırıldığında, 2026 yılı net asgari ücretinde nominal bir artış olduğu açıktır. Ancak mali tablolar, her zaman tek başına yeterli değildir. Burada asıl değerlendirilmesi gereken konu reel alım gücüdür.
Enflasyon sepetinde ağırlığı yüksek olan;
Kira,Gıda,Enerji,Ulaşım kalemlerindeki artışlar dikkate alındığında, asgari ücret artışının alım gücünü artırmaktan ziyade koruma amacı taşıdığı görülmektedir. Bu durum, ücret politikalarının artık refah artırıcı değil, dengeleyici bir araç haline geldiğini göstermektedir.
Sonuç olarak özetleyecek olursak; Asgari Ücret Tek Rakam Değildir
2026 yılı asgari ücret tabloları, bir kez daha göstermiştir ki:
Çalışan için net ücret sabitlenmiş,
İşveren için maliyet teşviklere göre değişmiş,
SGK prim indirimleri istihdamın sürdürülebilirliği açısından belirleyici hale gelmiştir.
Asgari ücret; yalnızca bir maaş kalemi değil, aynı zamanda vergi, prim, istihdam ve enflasyon politikalarının kesişim noktasıdır. Bu nedenle rakamlar değerlendirilirken, yalnızca “ne kadar arttı” sorusu değil; kimin üzerindeki yük nasıl değişti sorusu da mutlaka sorulmalıdır.
Ekonomik denge, ancak bu teknik gerçeklikler doğru okunabildiğinde sağlanabilir.
